Türkiye’de şiddet, ama özellikle de kadına yönelik şiddet her geçen gün hızla artıyor.
Maalesef kaçınılmaz bir gerçek var ki; kadına darp ve ölümle biten şiddet acil önlem almak gerektirecek kadar fazlalaştı. Durum o kadar vahim ki, şiddetli yaralama ve ölümle biten diye kategorize etmeye başladık. Eşten kadına yönelik şiddet, eş dışındakilerden kadına yönelik şiddet, kadınların şiddete yönelik tutum ve görüşleri gibi…
Farklı araştırmalar Türkiye’de her 4 kadından birinin hayatlarının bir bölümünde
fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Öte yandan; cinsel şiddet, dünya sağlık örgütlerine göre; dünya genelinde en çok kadınlara uygulanmaktadır tezini ortaya koymuştur. Bu nedenle kadına yönelik şiddet, uluslararası düzenlemeler çerçevesinde önlem alınması gereken global bir problemdir.

Hatırlayalım..,memory3

Umut Vakfı, Türkiye’nin şiddet (cinayet) haritasının, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ve İçişleri Bakanlığı’na iletilmesine rağmen sonuçların kamuoyundan saklandığını belirtmiş ve istatistik verilerin basında yer alan haberlerden derlendiğine dikkat çekmişti.

Kadına olan şiddet neden artıyor peki!

Kadının değeri toplumsal olarak azalmakta, yani kadının değeri yok…
Ceza kanununun caydırıcılığı ya da daha doğru bir deyişle, kanunun uygulanması sırasında yeterince güçlü yaptırımların olmaması, dayak yiyen kadının adli tıp raporuyla durumu belgelemesi halinde karşı tarafa ceza verilecekken bu konuda yeterli bilincin oluşmamış olması ve ilgili çalışanların bu konudaki eğitimlerinin yetersizliği, toplumsal olarak bu konudaki duyarlılığın sadece güçlü kadınlar tarafından olması, kadının eğitim alması, çünkü erkek egemen toplum anlayışına ters gelmesi gibi birçok neden sıralayabiliriz. Kadına yönelik şiddet sadece Türkiye’nin değil insanlığın sorunu... Evet asıl sorun şu ki; son yıllarda Türkiye’de dehşeti oluşturan şiddetin dozunun çok fazla artmış olmasıdır.

Ne yazık ki; kız çocukları hala okutulmuyor. Kızlar, kadınlar şehir dışlarına, ülke dışlarına gönderilmiyor. İllaki evlenmeleri bekleniyor ve zorla evlendiriliyor. Kadınların yaşamlarını istedikleri şekilde yaşamalarına destek çıkılmıyor. Kadın hem ailesiyle mücadele ediyor; hem dışardaki insanlarla, hem de iş hayatındaki arkadaşlarıyla mücadele ediyor.
Oysaki; din adamları ve ilahyatçılar kadına yönelik şiddetin İslam dininde yerinin olmadığını ve bunun Müslümanlıkla bağdaşmayacağını ifade ediyor.
Peygamberimiz (s.a.v), “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. İlim Çin’de de olsa arayınız”. (Yani çok uzaklarda da olsa ilmi arayınız. Çin o zaman çok uzak olduğu için böyle buyurmuştur.) “İlim her kadın ve erkeğe farzdır” buyurmuştur.

Neden?  Daha küçük bir çocukken “Kız çocuğu şunu yapmaz, ayıptır, günahtır, çok konuşmaz, sesli gülmez vs” diyerek büyütülür! Kadın çalışsa bile kendisine sürekli çocuğunun ona ne kadar muhtaç olduğu hatırlatılır, çocuğuna bakmayı tercih etse yaşıtlarının hangi kariyerin doruklarında olduğundan bahsedilir. Neticede gelinen nokta hep aynıdır; kadın üzülür ve içine döner.
Çokta az olsa kendini ifade edebilen, düşündüğünü açıklama cesareti gösterebilen ve “ben bu dayatmayı kabul etmiyorum” diyen kadınlara “Güçlü Kadın” denir. Onlar hem hayran, hem korkan gözlerle izlenir. Çünkü onlar düşünmeye korkulanları dile getirmektedirler.

Değerli okurlarım,
Güçlü kadın olmak için, kahraman olmaya veya dünyayı değiştirmeye de gerek yok. “Benim yapmamla olur mu, değişir mi, düzelir mi?” soruları sadece oyalanmak ve bahane üretmektir. Kabuğumuzu kırmak vereceğimiz tek bir karara bağlıdır. Ve asla korkmayalım. Çocuklarımızı yetiştirirken sağlam bir özgüvene sahip, başkalarının haklarına saygı duyan,
sorumluluk sahibi bir birey olarak yetiştirmek için Güçlü kadın olalım…
Her canlının bir diğerine üstün olan özellikleri var ama bu demek değildir ki; arslan bitkiden üstündür. Biz kadınlara büyük bir görev düşüyor. Kadınlar eğitim aldıkça bu erkek egemen anlayış değişecektir. Bize savundukları İslam diniyle alakası olmayan bir takım safsataları, yanlış yorumlanmış saçmalıkları İslam dinine mal edilmemesi gerektiğini bıkmadan, usanmadan anlatmak gerekiyor. Neticede hadisler ortada! Hadislerle örneklendirelim, çocuklarımıza aşılayalım.

“Cennet annelerin ayakları altındadır.”

Hz. Muhammed (s.a.v.) kadın haklarına saygı gösterilmesini istemiş, Veda Hutbesi’nde konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’a karşı gelmekten sakınmanızı tavsiye ederim.” (Müs-lim, Hac, 147)

Peygamberimizin “Bir erkek, hanımını döverse, kıyamette onun davacısı ben olurum.”

Kendi öz evladı Fatıma’yı Hz. Ali ile evlendirirken de; “Ya Ali, kızımı sana cariye olarak veriyorum ama unutma ki bundan böyle sen de onun kölesisin” buyurmuştur…

Bu konuyla ilgili bir çok hadisde mevcuttur. İslâm, erkeğe verdiği eğitim-öğretim hakkını kadına da vermiştir. Eğer gerekirse, Türk kadınına seçme ve seçilme haklarının verilmesi neden zorunuza gidiyor diye haykıralım!

Ülkemiz sadece oğullarına yapılan yatırımı ile anılmasın!

Türk kadını evlilik programları izleyip, uyutulan, sanat-sepet işleriyle uğraşan değil, kız ve erkek çocuklarına yatırım yapan bir ülke neden olmasın!

Şiddetsiz bir kültürü hep birlikte ilmek ilmek örelim.
Kadına yönelik şiddete hayır diyelim.
Sözümüze söz, gücümüze güç katalım.

yazar